Şeker Bağımlısı Olabilir Misiniz?

Şeker, bitkilerden elde edilen önemli bir besin maddesidir. Besinin az olduğu dönemlerde, yaşam şansı, yüksek kalorili doğal yiyecekleri tüketmekten geçmekteydi. Eski çağlarda, doğal şeker, özellikle yoğun şeker içeriğine sahip meyvelerin suyu kaynatılarak pekmez kıvamında elde edilmekteydi.

Şeker ile olan bağlantımız doğuştan başlamaktadır. Bilim insanlarının bazılarına göre, çocukların şekerli gıdalara karşı daha düşkün olmasının nedeni evrimsel bir kalıntıdan kaynaklanmaktadır. Pek çok bilimsel araştırmada, yeni doğan bebeklerin pek çoğu, şeker tadında olan besinleri; acı, ekşi, tuzlu gibi diğer tatlarda olan gıdalara oranla, daha yoğun tercih ettikleri gözlemlenmiştir. Obezite rahatsızlığının çocuklarda da artan rakamla görülmesinin nedeni, rafine şekerin fazlasıyla kullanılmasıdır.

Neden aşırı şekerli gıdalar tüketiriz?

Şekere olan bağlılık içgüdüsel ve psikolojiktir. Çünkü şeker, “mutluluk hormonu” olarak bilinen serotonin hormonunun salgılanmasını tetiklerken, aynı zamanda yüz milyarca sinir hücresine sahip nöronların tek besin kaynağıdır. Ancak nöronlar, glikoz depolayamadığından kandan devamlı olarak glikoz akışına ihtiyaç duyar. Karaciğerin sentez yapabilmesi, beynin fonksiyonlarını yerine getirebilmesi ve tüm hücrelerin yaşayabilmesi, nefes alabilmesi için insan vücudu düzenli olarak şekere ihtiyaç duymaktadır.

Vücuda alınan bütün şeker, glikoz ve fruktoz olarak parçalanarak karaciğer tarafından işlenmektedir. Şeker glikojen ya da yağ olarak depolanmakta ya da glikoz olarak kan yoluyla hücrelerde kullanılmak üzere dağıtılmaktadır. Çoğu işlenmiş gıdalara, %50 bileşeni fruktoz olan sukroz şekeri katılarak, gereğinden fazla tatlandırılması sağlanmaktadır. Günlük tükettiğimiz hazır besinler aşırı fruktoz yüklü olabilmektedir. Burada mühim olan, tüketilen şekerin miktarıdır. Günlük beslenmemize katılan şeker miktarının toplam gıdadan aldığımız enerjinin %10’undan fazlasını oluşturmaması gerekmektedir.

Gereğinden fazla tüketilen şekerin zararı nedir?

 İngiltere Sağlık Bakanlığı fazla şeker tüketimini engellemek için şekere fazladan vergi getirdi. Bunun nedeni rafine olmuş şekerin dışarıda üretilerek vücuda giren zararlı bir kimyasal olmasıdır. Çoğu hastalıkların temelinde şekere karşı düşkünlük ve hatta şeker bağımlılığı yer almaktadır.

Aşırı şeker tüketiminden sonra hissedilen yorgunluğun nedeni; homeostaz, serotoninde dengesizlik ve yemek sonrası hipoglisemi olabilir.

Şekerin Alt Türleri Nelerdir?

Kanda taşınabilen basit şeker, glikoz,

meyvelerde bulunan doğal şeker, früktoz,

İnek sütü şekeri, laktoz,

İki glikoz molekülünün bileşiminden oluşan şeker, maltoz,

Şeker kamışı ve şeker pancarında doğal oluşan sofra şekeri olarak bilinen bir glukoz bir früktozdan oluşan şeker, sükroz,

Kimyasal olarak sukroza çok benzeyen glikozun yarısının fruktoza dönüştürüldüğü şeker, mısır şurubu diye adlandırılır.

 Biyorezonans ile Şeker Bağımlılığınıza Son Vermek Mümkün

Her hücre, doku ve organın kendine has rezonansı – salınımı vardır. Biyorezonans terapileri ile bu salınımlar elektromantetik frekanslar yardımıyla küçük zararsız titreşimler ile değiştirilir. Biyorezonans, kişiye zarar vermeden kişilerin bağımlısı olduğu madde kullanılarak bağımlılık frekansını düzenleyen ve vücutta toksin olarak depolanan maddelerin arındırılmasına ve detoksuna yardımcı olan bir terapi yöntemidir.

Maddelerin foton yayılımlarının ters çevrilerek o maddeye ait frekans silme işlemi olan Biyorezonans terapisi, kişinin bağımlısı olduğu maddelere karşı olan isteğini yok eder. Böylelikle diyet yapmak, diyete uyum sağlamak kolaylaşır. Hiçbir yan etkisi olmayan, çok kolay ve doğal bir yöntemdir. Kişi, bu terapi sonrasında kendini genellikle rahatlamış ve daha iyi hisseder.